Bir kapı düşünün; ardında özgürlüğün kanla sulanmış toprağı, açıldığında insanlık tarihinin en onurlu direnişlerinden birine çıkan bir eşik... “Kızıl Kapı” ismi, bu anlamın ta kendisidir. Mısırlı büyük şair Ahmed Şevki’nin “Hürriyetin kızıl bir kapısı vardır ki / Ancak kana bulanan eller açar” mısrasından ilhamla, bu eser adını Gazze’nin kanla yazılmış özgürlük hikâyesinden alıyor. İşte o kapı, Yahya Sinvar’ın sarsılmaz iradesiyle, Muhammed Deyf’in gölgelerde büyüyen direnişiyle, İsmail Heniyye’nin kelimelere sığmayan sabrıyla aralandı. Ve şimdi biz, o kapının eşiğinde, bir hafızayı ayakta tutmak için kelimelerin kudretine başvuruyoruz. “Kızıl Kapı”, Gazze’nin hafızasını üç katmanda ele alıyor: İnsan, sembol ve mekân. Üç kitaplık bu seri, sadece bir anlatı değil; bir çağrıdır, bir belgedir, bir vicdan mirasıdır. İlk kitapta, bu çağın tanıkları olan liderleri, mücahitleri, doktorları, anneleri, aktivistleri -ve hatta kötülüğün temsilcileri- anlatılıyor. Bazen bir cümleyle, bazen sayfala Devamını Göster